Büyükbabam ve Ben


Aileden ve akrabalardan uzak şehirde yaşayınca, bazı olağan olaylar bile anılar arasında zengin bir yer kaplayabiliyor. Benim için de büyükbabamın Bursa’yı ve dolayısıyla evimizi ziyareti bu zengin anılardan birisi olarak yer etti.

Geçtiğimiz haftasonu misafirimizdi.

Hep bir ilk hatırlanan vardır muhakkak; benim de büyükbabamı ilk hatırladığım an, kardeşimin doğduğu gece, annemin hastaneye gidişinde beni evde tutmak isteyen hali idi. 1982 yılı. Ben 3 yaşımı yeni bitirmişim. O ise 57 yaşında.

Gözlerini olduğundan daha büyük gösteren, iri camlı bir gözlük kullanırdı. Birisi “5” diğeri “15” numara. Doğal bir bozulma seyri ile değil, üzüm bağında yaşadığı bir talihsizlik sonucu bu yüksek numaraları kullanmak zorunda kalmıştı. Şimdilerde sağlık teknolojisinin verdiği imkanlar ile o gözlüklerden kurtuldu. Ve yeşil ile mavi arasında, renkli gözleri bir sır gibi ortaya çıktı.

Küçük yıllarımda “dede” diye hitap ederdim. Çok kısa sürdü bu hitap ve sonrasında, aslında telaffuzu daha zor olan “büyükbaba” yı alışkanlık haline getirmişim. Sonra da öyle kaldı. 1992 yılında gittiği hac dönüşü, “bana artık hacıbaba deyin” demiş olsa da, bende “büyükbaba” olarak kaldı.

Kendisi ustadır. Makinanın ustası. MKE fabrikasında ustabaşı olarak çalışmış ve ben doğmadan önce emekli olmuş. Sonrasında bir mahalle bakkalı açmış. İşte ben o sıra gelmişim. Kolanın sadece cam şişede satıldığı, çikolatanın “hobi”, “çokonat” olduğu ve bol pudralı Türk lokumunun Ülker bisküvi arasına sıkıştırılıp yendiği yıllarda benim büyükbabamın bakkalı vardı.

İki katlı, müstakil evinin bahçesinde küçük bir atelyesi vardır ve ben kendimi bildiğimden beri o atelyede ustalığını sergiler. Evimizin en keskin, en uzun ömürlü bıçakları onun atelyesinden çıkmıştır. Uzun yıllardan sonra, geçtiğimiz bayramda girdiğim o atelyede kendimi Bursa Kent Müzesi’nin ustalıklar bölümündeki bir köşede gibi hissetmiştim.

Yine o eski yıllarda bana şöyle takılırdı : “Büyüdüğünde beni evine alacak mısın? Çayını içmeye gelirim.” Sıklıkla tekrarlanan bu cümlelerden sonra galiba yirmi beş  yıldan fazla süre geçti ve büyükbabam, o cümleleri söylediği mekandan yaklaşık beşyüz kilometre uzaktaki evime ziyarete geldi.

Tam 86 yaşındayken.

Çoğu “Hacı” diye hitap eder. Ben “büyükbaba” diyorum. Kimliğinde Hidayet Ağırman yazıyor.

7 thoughts on “Büyükbabam ve Ben

  1. hey gidi günler…
    Allah uzun ömür, sağlık ve sıhhat nasip etsin Hidayet ancama,
    azmı alış veriş yaptık o şirin bakkaldan…
    kalemine ve yüreğine sağlık kardeşim benim, maziden güzel ve hoş bir dilim…

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s