Krakow’da Soğuk Bir Gece


Uçağımız buz kesen bir şehre, Krakow’a iniyor. Sisli hava, soğuğun da olağanüstü etkisi ile etrafı beyaz bir karanlığa dönüştürüyor. Kazağımın üzerine başka bir kazak giyerek, Kasım ayındaki soğuk bir Polonya gecesini hasarsız atlatmaya çalışıyorum.

Uzunca bir yoldan şehir merkezine doğru ilerliyoruz. Her bir yaya geçidinde, yayanın yola adımını atması ile frene basıyor ve yol veriyoruz. Trafik lambası olmasa dahi, yaya geçidinin varlığı o kişiye öncelik veriyor ve motorlu taşıttaki bizler durmak zorunda kalıyoruz.

TomTom’umuz (araba ile birlikte kiraladığımız navigatör) merkeze giden caddeden artık sapmamız gerektiğini söylüyor ve karanlık bir sokağın girişinde otelimizi (Cracow Days) arıyoruz. Çok da zorlanmadan buluyoruz.

Bu otel başka. Butik, ama yine de başka. Soğuk görünümlü büyük kapısından içeri giriyoruz ve duvarlarında boyaları düşmüş büyükçe merdivenlerinden yukarı doğru çıkarken “eski” kokusunu burnumda hissediyorum. Bu kokuyu sadece ve sadece Rusya’daki binalarda duymuştum. “Eski” kokusunu tanımlamakta zorlanıyorum ve bu sebepten kokuları tanımlama görevini, asıl sahibi Patrick Suskind’e bırakıyorum.

Az sayıda odası bulunan bu otelin kapısından girdiğimiz an hem havanın hem de binanın soğuğu yerini sıcak bir görünüme bırakıyor. Otel 2008 yılında “tripadviser” tarafından yılın oteli seçilmiş. Odama yerleşiyorum. Tuğla görünümlü duvarlar, farklı renklere sahip aksesuvarlar, dilenirse konuğun izleyebileceği dvd ler ile samimi bir ortam buluyorum.

Yerleştikten sonra resepsiyonistin önerdiği bir restorana yemek yemeğe gidiyoruz. Merkeze yakın bir yerde olmamız sebebiyle yürüyerek yol alıyoruz. Beyaz karanlık halen bizimle. Arnavut kaldırımlı yollar ve o yolda yer alan tramvay rayları bana her zaman şirin bir görüntü olarak gelmiştir. Soğuk ile birlikte bu görüntü gizemli bir hal alıyor.

Daha önce tatmış olduğum “borç çorbası”nı, Ukrayna’ya has bir çorbadır, tekrar denemek istiyorum. Fakat Polonya usulü, daha önceki lezzeti bulmamı engelliyor. Sanki şeker katılmış bir tadı ile yarım bırakmama sebep oluyor. Denediğim tatlı ise, şekerini çorbaya kaptırmış şekilde tatlıdan uzak geliyor. Ertesi gün deneyeceğim restoranlar, ilk günün olumsuz etkilerini kaybettiriyor.

Yemek sonrası şehrin büyük meydanına doğru bir yürüyüş yapıyor ama soğuğun etkisi ve vaktin geç olması sebebiyle fazla oyalanmadan otelimize geri dönüyoruz.

Soğuğu seviyorum.

Çünkü sonrasında bulduğum sıcak mükemmel bir duygu veriyor.

 

“Auschwitz Toplama Kampı” yazısı ile devam edecek …

 

 

Diğer Gezi Yazıları için ” Gezi Keyfimiz”

Reklamlar

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s