Auschwitz Nazi Kampı


Auschwitz’e yaklaştığımızı, çitlerin arkalarında resimlerden hatırladığım barakaları görünce anlıyorum. Tarihe büyük bir anı bırakmış bu mekana doğru yaklaştıkça, içimdeki heyecan sanki ürpertiye dönüyor. İkinci Dünya Savaşı’nda bu kampta resmi kayıtlara göre 1,2 milyon Yahudi öldürülmüş.

Etrafta çok sayıda insan var. Müze haline getirilmiş mekana turnikelerden giriyoruz. Herhangi bir ücret alınmıyor.

Daha önce fotoğraflarını gördüğüm ve aynı zamanda Shindler’in Listesi’nde film karesine girmiş meşhur kapısınıdan içeri giriyoruz. Kapının girişinde Almanca olarak, bütün toplama kampları için simgeleşmiş cümle “Arbeit Macht Frei (Çalışmak İnsanı Özgürleştirir)” yazıyor. Sükunetle kapıdan içeri giriyoruz.

 

Kamp, çevresi boyunca tellerle çevrelenmiş. O günlerde elektrik yüklü olan bu tellerin üzerinde uyarı işaretleri halen duruyor. İki veya üç katlı tuğla binaların bulunduğu sokaklarda, sararıp düşmüş yapraklara basarak yürüyorum. Herhangi bir yürüyüş olmuyor bu. Anlık duruyor ve etrafa yayılan ölüm sessizliğini ve aynı zamanda kokusunu hissetmeye çalışıyorum. Onca filme konu olmuş olsa dahi bu mekanlar bir film sahnesinin değil, yaşanmış gerçek bir facianın şahidi.

Bina içleri öylesine soğuk; öylesine soğuk ki yaşanmış acıları hissettirmek istercesine ve galiba özellikle ısıtılmıyor. Duvarlarında kurbanların resimleri asılmış, etrafa mavi beyaz kalın çizgili mahkum elbiseleri dekor yapılmış.

Bir odaya giriyorum. İçerisinde üç hücre var. Ölüm mahkumları beklermiş. Binanın tam ortasında bir kapı avluya açılıyor. Kapının bir tarafı kadın, diğer tarafı da erkek mahkumların kıyafetlerini çıkarmasına ayrılmış. Tamamen soyunmuş bu mahkumlar, saçları da traş edildikten sonra orta kapıdan avluya çıkıyor ve kendilerini bekleyen ölüm kurşunlarına kucak açıyorlar.

Ve bir darağacı görüyorum. Savaş sona erdiğinde bu kampın komutanı yargılanma sonrası bu darağacında idam ediliyor.

Sonrasında Auschwitz 2 kampına gidiyoruz. İçerisine tren yolu giren ve savaşın ilerleyen zamanlarında trenler ile gelen mahkumların direkt gaz odalarına gönderilip öldürüldüğü kampa yol alıyoruz.

Tren raylarının girdiği kapıdan içeri girdiğimizde, devasa büyük bir alandaki kamp ortaya çıkıyor. Bu sefer tahta barakalar var. Bir kısmı halen duruyor ve çoğu ise savaş sırasında ortadan kaldırılmış.

Barakaların içerisi hayvan barınaklarından farksız, ranzalar dipdibe dizilmiş.

Avrupa’nın değişik bölgelerinden Yahudiler trenler ile toplanarak bu kampa getirilmiş. Dayanaklı, güçlü olanlar  barınakların inşaasında veya benzeri işlerde çalıştırılmış. Yaşlı veya hasta mahkumlar ise gaz odalarında öldürülüp fırınlarda yakılmış. İşte o gaz odaları ve fırınlar savaş sırasında yerle bir edilmiş ve ibretlik olması maksadıyla yıkıntısı mekanda bırakılmış.

Tren raylarının bittiği yerde bugün bir anıt var. İsrail yıldızı şeklindeki çelenkler bu anıtı süslüyor. Çok değil, 70 yıl önce bu mekanda zulüm bir halkın ensesine inmiş. Tüm kampı bu gerilimi hissederek dolaştım.

Aklımın bir köşesinde ise hep Filistin halkı vardı. Onların müzesini kim, ne zaman ve nerede yapacak acaba?

 

 

 

İLGİLİ YAZILAR

Reklamlar

One thought on “Auschwitz Nazi Kampı

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s