Kaybedenler Kulübü


Bu ülkede hangi kelimelerin, bir filmi olağanca yoğunluk ile konuşturacağını bilen “Kaybedenler Kulübü”nü geç de olsa izleme fırsatı bulabildik. Yönetmen Tolga Örnek‘i daha önce “Devrim Arabaları” ile tanımış ve hafızamızda olumlu bir yerde bırakmıştık (Babasını çok daha önce tanımıştık).

Artık izlemeyenlerin de bildiği gibi iki radyocunun, programlarını sunarken yaşadıklarını ve o program etrafında şekillenen hayat hikayelerini izliyoruz.

“Sıradışı” muhabbetleri ile dışına çıktıkları “sıra”dan da dinleyicileri çeken ve bir müddet sonra liste başı olan bir programı sunuyor bu iki arkadaş.

Kaan (Nejat İşler), bir yayınevi sahibi. Mete (Yiğit Özşener) ise bir bar.

Her ikisi de herhangi bir ücret almadan bu programı yapıyorlar. Yaşam tarzları itibariyle aslında “kaybeden” de değiller. Mete’yi zaman zaman annesinin (Serra Yılmaz) evinde, boğazı gören bir pencere kenarında içkilerini yudumlarken kurulmuş entellektüel  muhabbetlerin içinde görüyoruz.

Kaan’ı ise düzen itibariyle öğrenci evi niteliğindeki bir evde izliyor ve tek kişilik bir koltukta her anını geçiren Murat (Rıza Kocaoğlu) ile birlikte yaşadığını anlıyoruz. Karikatür bir karakter olan Murat, filmin komedi unsurlarından birisi oluyor.

Bir taksi durağının tüm “ev sahipleri”, hayatını yalnızlığa bırakmış Brit, mum ışıkları ile aydınlanan evinde her an semaha duracakmış izlenimi veren Kuşbeyin, kadınlar koğuşunu andıran üniversite kız yurdunun birkaç sakini, mekanını bilemediğimiz bir evde -galiba radyo iyi çeksin diye- pencere kenarında konaklayan Ayşe…

Kaybedenler…

Yabancı ortaklı bir şirkette mimar olan Zeynep (Ahu Türkpençe) ise bir barda Kaan’ın karşısına çıkıyor. Onun sunduğu çereze birasından ikram ediyor ve aşk başlıyor. Aslında aşka bahane bu sahne oluyor.

Aşk başlıyor başlamasına da film bize, aşk ilişkilerine uzak Kaan için bu seçimin vazgeçilmez bir sevda olduğu hissini vermekte biraz zorlanıyor. “Kaybedenler Kulübü”nün ıssız adamı, ıssız kalıyor. Filmin sonunda giden sevgiliye “gitme” demeyeceğini biz zaten hissediyoruz.

2011 yılının şu an itibariyle en çok konuşulan filmi, belki unutulmaz bir film olamıyor ancak ortalamanın üzerinde bir seyir keyfi ile sona geliyor.

“İnsana en uzak yer kendi sırtıdır”

4 thoughts on “Kaybedenler Kulübü

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s