Bizim Fenerbahçemiz


Ben çocukluğumdan beri Fenerbahçeliyim. Her futbol taraftarının olduğu gibi. Onunla tanışmamı “Biraz Sarı Bolca Lacivert” yazısı ile anlatmıştım. Haftasonlarım çoğunlukla Fenerbahçe’nin maçlarına göre ayarlanır. Bazı maçlar belki feda edilebilir başka etkinliklere ama çoğu asla. Avrupa’dan bir derbi izlemek, Fener’in herhangi bir lig maçını izlerken verdiği heyecanı vermez bana.

En kötü zamanlarında tanıdım ben onu. Gazetelerin her sezon başı verdiği posterlerden birisini almış ve oturma odasının duvarına yapıştırmıştım. Posterin köşesinde bir fotoğraf, altında  “Tahsin Kaya” ve onun da altında “Başkan” yazıyordu. Öğrendiğim ilk başkan. Kötü zamanlardı. Derwall Galatasaray’ı sürüklüyor, biz ise Sarıyer ile beşincilik yarışı yapıyorduk.

O kötü zamanların arasına koyduğu 103 gollü şampiyonluk ile ilk mutluluğu yaşamıştım. Kısa sürdü başarı ve uzun başarısızlık dönemlerini kısa sürede değişen başkanlar ile geçirmiştik. Metin Aşık, Güven Sazak, Hasan Özaydın. Her yenisi bir umut iken hepsini “Ali Şen Başkan Fenerbahçe Şampiyon” tezahüratları ile gönderdik. Oysa ben Ali Şen’in şampiyon yaptığı bir geçmişi de bilmiyordum.

Ve nihayet Ali Şen geldi. İlk sene değil ama ikinci senesinde takım şampiyon olmuş ve vaatler yerine gelmişti. Çok sürmedi, onu da gönderdik. Üstelik artık gönderirken söyleyeceğimiz bir tazahürat da yoktu.

1998 yılıydı. Akşamında Fenerbahçe-Galasaray maçı vardı. Gündüzünde -öncesinde yönetimden tanıdığımız- Aziz Yıldırım başkan seçilmişti. Ali Şen’in anti-Fener bir topluluk yaratan imajından sonra umutlanmış ve peltek konuşan bu adamın başkanlığına sevinmiştim. O akşam derbi 2-2 bitmişti.

Sonra herşey döndü. Önce tesisleşme başladı. Üç yıl içerisinde Türkiye’nin en modern ve en takdirle karşılanan stadı inşa edildi. Hem de takımın kendi bütçesi ile. Ve yeni stad ile geçirilen ilk sezonda şampiyonluk geldi.

O yıldan sonra başarı artık her sezon için muhakkaktı. Ya şampiyondu takım ya da şampiyonluğu son maça kadar kovalayan. Bir marka oluşmaya başlamıştı. Öyle ki tam bir şirket vasfına dönüşen Fenerbahçe’ye bir dönem CEO bile atandı.

Başarı sadece futbolda değil diğer branşlarda da gelmeye başladı. Basketbol, Voleybol,Atletizm. 2011 yılına gelindiğinde son beş yılda, en çok seyirci toplayan beş branşta, tam onyedi şampiyonluk yaşamıştı kulüp. Bu beş yılda yaşanan yirmibeş finalin ise yirmidördünde Fenerbahçe vardı.

***

2005 yılının yazında. Antalya’nın Demre ilçesinde Noel Baba kilisesine ailem ile turistik bir gezi gerçekleştirmiştik. Aziz Nikola Hristiyan inanışına göre Noel Baba’nın da ta kendisi.

Girişte Aziz Nikola adına hazırlanmış bir kitabede kısaca hayatı anlatılıyordu. Kardeşime “Aziz Nikola kim, biliyor musun?” diye sormuştum. Çok bilinen  Noel Baba cevabını verirken yaşanacak şaşkınlığı görmek istemiştim. Aldığım cevap olabilecek en keyiflisiydi. “ben tek bir Aziz bilirim, o da Aziz Yıldırım!”.

***

Dünya bir günde tersine dönmeye başladı.

Bir Pazar günü haberler  2011 yılında kazanılan son şampiyonluğun şike ile gerçekleştiğini söylüyor ve “tanıdığımız tek Aziz” gözaltına alınıyordu.

Her maçın sonrasında geyik muhabbeti ile dile getirilen “şike” bir anda polislerin sorguladığı ve ciddiye alınması gereken bir habere dönmüştü. Telefon dinlemeleri, fotoğraflar, şifreli konuşmalar, restoran buluşmaları…

Gönlümüz tüm bu iddia edilenlerin olmamış olmasını dilerken futbolun içerisinde var olduğundan şüphe duyduğumuz kirlenmenin tedirginliği ile olanları izler olmuştuk.

Bir taraftan emek hırsızlığı olan şike ile diğerinin hakkını yiyen olmak; diğer taraftan da her kazanılan maçtan sevinçle ayrılan bir kandırılmış olmak. Birincisi içimizde bir utanç diğeri ise kırgınlık oluşturuyordu. Utanç ile kırgınlık içiçe geçiyor ve öncelikle derin bir suskunluğa dönüşüyordu.

Futbol. Bir keyifti. Hırsızlık değil. Kimsenin hakkını para ile alan olmayı istemeğimiz gibi kimseye para ile hakkımızı veren de olamazdık. Biz attığımız her golde sevinçten havaya zıplarken, rakip takımdaki herkesin bu golü yememek için çabaladığı inancı ile keyifleniyorduk. Şike, rakipteki o çabayı aldığı gibi bizdeki keyfi de alıp götüren olurdu.

Bahsi geçenler ne kadar doğru, henüz bilemiyoruz. Torbadan çekilip de anlatılıyormuş gibi yazılan komediler haricinde ciddiyeti yüksek diğerleri yaşandı ise onun cezasını çekmek haktır.

Temizlenmek için Bank Asya 1. Lig’de oynamak bizim için ferahlık verecek bir kabullenme olacaktır.

Ama. Temizlenen Fenerbahçe değil Türk futbolu olmalı ve diğerlerinin barındırdığı kirlilik de birer birer ortaya çıkmalıdır.

2006 yılı 33. haftada Beşiktaş-Galatasaray maçı öncesinde Beşiktaş Başkanı Demirören “Gönlüm Galasaray’ın şampiyonluğundan yana” derken. Beşiktaş, önde götürdüğü maçı son on dakikada yediği iki golle yenik bitirirken. Son haftada Fenerbahçe’ye yenilse dahi ligde kalacak olan Denizlispor’un onyedi dakika durdurarak büyük bir motivasyonla oynadığı maçtan beraberlikle ayrılmış olması dururken. Ve sonucunda şampiyon, Demirören’in gönlünden çıkmış iken.

Temizlenmek Fenerbahçe ile başlayacak ise başlasın razıyız ama orada kalmasın.

Bu yazının sabahında  babam -tanıdığım ilk Fenerli- aradı ve “Bir yazı yaz. İçinde Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım olsun.” dedi. Benim aklımdan geçen yazı içeriğini bir telefon ahizesinde kulağıma deyiverdi.

Yazıya son noktayı koymak üzere olduğum şu anlarda “tanıdığımız tek Aziz” Fenerbahçe başkanlığına mahkemenin vereceği muhtemel tutuklama kararıyla resmi olarak veda edecek.

Vefa insanlığa yakışan hoş bir duygudur. O duygu ile : Fenerbahçe’ye kazandırdıkların için teşekkürler başkan. Ama keşke böyle son bulmasaydı.

***

 

11 thoughts on “Bizim Fenerbahçemiz

  1. “Futbol. Bir keyifti. Hırsızlık değil. Kimsenin hakkını para ile alan olmayı istemeğimiz gibi kimseye para ile hakkımızı veren de olamazdık. Biz attığımız her golde sevinçten havaya zıplarken, rakip takımdaki herkesin bu golü yememek için çabaladığı inancı ile keyifleniyorduk. Şike, rakipteki o çabayı aldığı gibi bizdeki keyfi de alıp götüren olurdu.”

    Ellerine sağlık.

  2. Sevgili Agirman’cim, sen 2006 yilindan ornek vermissin, ama su Ferrari’nin yedigi kirmizi karttan sonra 4-2 kazandiginiz Cuneyt Cakir maci ne olacak? !
    Bilirsin ben Baba ya da Okan gibi futbol tartismasi pek yapmam, ama o tartismalarda da hep vurguladigim sey, “bizim memlekette kazananin onceden belli oldugu”ydu. O degil miydi zaten bizi Besiktasliligimizdan da sogutan. Simdi Sinan Engin efendi cikmis, “futbolumuzun boyle islere karistigini dusunmek dahi istemiyorum” diyor, ellerindeki pisligi saklamak istercesine. Bozacinin sahidi siraci oldu yani… Turkiye degisiyor artik, o degisirken de “futbolun Aziz dokunulmazina” da dokunulmasi gerekiyordu. Merak etme, sira digerlerine de gelecektir.

  3. Sn.AĞIRMAN Oldukça duygulu ifade etmişsiniz,çok teşekkür ederim.Yalnızca son cümlenizde başkanımızın gideceğini ima etmişsiniz.Bence aklanacak.Saygılarımla

  4. Bence de; fenerbahce baskaniyla bir spor kulubudur, sike yaptiysa ki kim icin hangi cikar icin yapmistir bi dusunmek lazim. Yok o bi sahismis, kulube bomba koymus, ayıp etmiş, yolda gorsem tanimam filan… Sevdiginizi yanlisiyla sevin, yaptigina kotude olsa sahip cikin.sahip cikmak takdir etmek degildir,yanlis yapmis olsa bile bu cezayi beraberce cekecegiz.

  5. sevgili alper yazın akıcı olmamış.sokak futbolu yazını bir nefeste okumuştum.çok hoşuma gitmişti.az mı meslek lisesinde top temmiştik.ama aziz aziz yıldırım artık yok.siz günahlarınızdan arınmak için bankayaya gideceksiniz.cennete günahsız girilmez unutma.önce cehennem sonra cennet.sevgilerle sonradan galatasaraylı memmet

    • sevgili Nalbant, seninle ilk tanıştığımda sen fenerli ben fenerli idik. sene 1989. sadece 1 yıl aynı takımı tuttuk, ama ben seni galatasaraylı iken daha çok sevdim :) kal sağlıcakla.

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s