Sabahın Bayram Olanı


Farklı duygularla uyanıyorsun. Gün henüz ağarmış. Ufaktan bir zorlamayla kalkıyorsun yataktan. Bir an karar verip “iki dakika sonra kalkarım” desen saatlerce kalırsın o yatakta. Bir saat içinde, son bir aydır yapmadığın kahvaltıyı yapacağını anlayınca biraz daha uyanıveriyorsun. Ve nihayet uykuyla savaşın, suyla buluşmanla son buluyor.

Şimdi sokaktasın. Dedim, gün henüz ağarmış. Fakat bu vakit için başka günlerde göremeyeceğin bir hareket var sokaklarda. Adımlar hızlı hızlı ve değişik yönlerden tek bir noktaya yöneliyor. Hep bir son dakikaya kalma telaşı ve bir de sabahın bu soğuğunda bayramın namazını dışarıda kılmama yarışı…

Uykuyla olan savaşı kazanmış “bir” yüzlerce var camide. Ve biliyorsun ki bu yüzlercenin aynısı “bir” binlerce, “bir” milyonlarca var dünyanın herhangi “bir” aynı noktasında. Sana en yakın mesafedeki milyonlarcanın yaklaşık aynı saatlerde, aynı şeyleri düşünüp, aynı işi yapıyor olması farklı düşüncelere sevkediyor insanı.

Unutulmuştur belki diyerek, yapılması gerekenleri anlatıyor hocanız. Unutmasan da dinliyorsun ve aynen uyguluyorsun. Sonra tüm tekbirleriyle bayramın hutbesi.

Bir fatihayla son buluyor buluşma ve serbest kalıyor bizim tarafın yüzlercesi. İlk bayramlaşmalar başlıyor. Uzun zamandır görmediklerini o an farkediyorsun. Kutlanmış bayramları, nerelerde olduğunuzun izahı takip ediyor. Bir de her an gördüklerin var tabi ki. Onlar bile bir başkalaşıyor bayramın bu ilk anında.

Eve doğru yöneliyorsun artık. Bir ara oruç olmadığın aklına geliyor. Özgürlüğün güzel tarafını düşünüyorsun. Evde seni bekleyen kahvaltı da cabası.

Mahallenin gazetecisi bayramlaştığın  ilk esnaf oluyor. Yıllardır değişmiyor bu alışkanlık. Güne özel, iki veya üç gazeteyle evde oluyorsun. Güneş pencerenin dışarısındayken bir şeyler yiyor olmanın garipliğini, ikinci çaya varmadan atıyorsun üzerinden.

Vakit hala erken. Yine de her an birisi gelebilir düşüncesiyle temkinli bir bekleyişe dalıyorsun. İçinde bulunduğun evin, tarihin en erken misafirlerini ağırlayacağını biliyorsun.

Tahminlerin mahcup etmiyor seni. Kapı çalınıyor; okuduğun gazeteyi düzenli bir şekilde katlayıp, görüntü estetiğini bozmayacak bir yere kaldırıyorsun.

Kapıyı açıyorsun ve günün ilk misafirlerine “buyrun” diyorsun.

Kimi zaman ise içeriye almayacağın ve belki de ömründe ilk kez gördüğün küçük bakışlarla bayramlaşıyorsun. Onların beklentisi sadece bir şeker. Ve hatırlıyorsun ki onlar, senin zaman zaman “nerede o eski bayramlar” dediğin eskilerde yaşıyor o anı.

Sen de çıkıyorsun evden. Sen de “buyrun” denilenlerden oluyorsun. Sen de tatlı ikramlarıyla muhabbet edip “allahaısmarladık”la ayrılıyorsun.

Yaşamın her noktasında bir rolün var bu bayramda.

Çocukken zile basıp buyrul edilmeden aldığın bir şeker… Yetişkinken evine misafir ettiğin başkaları ve misafiri olduğun daha başkaları… Yaşlandığında öptürdüğün eller. Ve sonrası, bu hayatın sonrası… O zaman bile yine bayramda yer ediniyorsun. Hem de belki de hiç görmediğin kadar ziyaretçi fazlasıya.

Bilmem ki; belki ziyaret de ediyorsun. 

***

Önemli: Anonim değildir. keyfimizvebiz blog sahibi tarafından kaleme alınmıştır ve tüm hakları blog sahibine aittir. Kaynak belirtilerek alıntı yapılabilir.

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s