Bir Zamanlar Anadolu’da


Uzun zamandır beklediğim bir filmdi ve nihayet vizyona girdi. Öncelikle sondan başlayalım; filmin sonundan değil filmin sonrasından.

Yüzelli dakika bitti ve ekran karardı. Kalabalık sayılacak sinema salonunda bir miktar alkış sesi duyuldu; bazı ağızlardan “nihayet” sesi, salon çıkışı asansöre doğru ilerleyenlerden “ne anladınız şimdi!” suali… Salon çıkışında sesini duyuranlar genelde filmi beğenmeyenlerdendi.

Ama ben beğendim.

Benim doğduğum şehirde, memleketimde çekilen bir filmdi “Bir Zamanlar Anadolu’da”. Filmin ilk sahnesindeki uçsuz bucaksız bozkır benim şehrimdendi. Hayata, toprağı öyle bilerek başladığım bozkırda. Plakası benim doğduğum şehre ait  iki sivil ve bir jandarma aracın seyri ile başlayan sahnede. Bir fotoğrafı uzunca bir süre izler gibiydik. Ondaki üç nesnenin hareketliliği ile…

Fotoğraf görüntüler ile çekilen film kolaylıkla sıkıcı bir hal alabiliyor. Sık değişen görüntüler ile değil uzun süre sabit kalan veya ağır hareketlerle bir fotoğraftan diğerine geçmeye çalışan sahneleri izliyoruz sıklıkla. Sabırlı olmak gerekiyor Nuri Bilge Ceylan filmlerini izlemek için.

Filmin ilk yarısında her bir karakteri bir diğeri ile muhabbet ederken izliyor ve iç dünyalarına bu kurgular ile taşınıyoruz. Zaman zaman anlamsız ve anlaşılmaz olsa da bu ikili muhabbetler çoğunlukla karakterlerin geçmişini anlamamıza yetiyor.

Savcı‘nın (Taner Birsel) geçmişte bıraktığı anlara nasıl şüphe ile bakmaya başladığını, Doktor‘un (Muhammed Uzuner) hüzünlü yalnızlığını, Komiser‘in (Yılmaz Erdoğan) işine olan bağlılığı ve onu doğuran sebeplerini ve bir miktar da alınganlığını sabırla izlenen sahnelerde anlıyoruz.

     

Çoklu muhabbetlerin döndüğü sahneler -belki biraz abartıyorum- bazen Tarantino’nun metinleri zengin uzun sohbet karelerini hatırlatıyor.

Köy muhtarının evinde geçen sohbetin keyifle izlendiğini ve muhtar rolü ile Ercan Kesal’in harika bir oyunculuk sergilediğini söyleyebilirim. Muhtarın fırsatçı tavırlarını mükemmel bir şekilde veren sahne savcının kayıtsız tavırlarını da aynı mükemmellik ile veriyor. O sahneleri tekrar tekrar izlemek isterim.

Katil rolünü oynayan Fırat Tanış‘ı gördüğümde onu daha çok dinleyebileceğim umudu ile keyiflenmiştim. Rolüne adanan az sayıdaki cümle ile keyfimi yarıda bıraktı. Tanış’ın sesi “Geniş Aile”nin “Koyu Bilal”inde kalmasa idi.

Evet. Biz de öyle dedik. Kurban sanki “Recep İvedik”ti. Nuri Bilge Ceylan, en popüler iğrenç karakteri Anadolu’da kurban etmişti.

Bir Zamanlar Anadolu’da, öyle eski zamanlarda değil bugünde geçiyordu. Dizüstü bilgisayarların yaygın olduğu bugünde. Anadolu, benim şehrim ile anlatılıyordu. Ve benim şehrim tam dört kez metinde geçiyordu.

Bu film Kırıkkale’nin köy yolları ve kasabasında çekilmişti. Can Dündar’dan okuğum kadarıyla Ceylan’ın Kırıkkale’yi seçmesinin sebebi çeşmeleriydi. Günün sonunda, gecenin karanlığında aranan çeşmeler.

Genel anlamda keyif aldığım, mekanlar itibariyle yakınlık duyduğum ve keyfimi artırdığım filmde tek bir sahne bende rahatsızlık hissettirdi. Otopsi sahnesi. Çok gereksiz bir şekilde rahatsız edici detaydaydı.

Velhasıl Ceylan bir film çekmek istemişti. Farklı karakterleri bazen açık açık, bazen de gizlice anlatmak; onları anlatırken mekanları fotoğraflamak istemişti.

Cinayet ise bahanesiydi.

***

5 thoughts on “Bir Zamanlar Anadolu’da

  1. filmi izledim.seyrettikten sonraki ilk dakikalar filmin boş olduğunu hissettirse de, vakit geçtikte, filmin anlatmak istediğini idrak edebiliyorsun. Otopsi sahnesinin uzunluğu filmin çözülme noktası olması nedeniyle anlamlıydı.

    – Doktor Bey kenara çekil de kan sıçramasın !

    ironisi güzeldi.

    Bu arada filmdeki muhtarı oynayan kişinin web sitesini incelemenizi öneririm

    http://www.ercankesal.com

    • Baran,
      Ercan Kesal’in özgeçmişi bana sürpriz oldu. Galiba bu filmde oynamasına da sebep, Kırıkkale Keskin’de olan geçmiş bağlantısı. Doktor olması ayrı bir sürpriz iken 84-89 da Keskin Devlet Hastanesinde görevli olması da ayrı… ben de o yıllarda Keskin’de yaşıyordum.

  2. Yazıda filmin beğenilmediğine felan şaşırmadımda, salonun kalabalık sayılabilecek olmasına şaşırdım. Genelde Nuri bilge Ceylan ve bazı yönetmenlerin filmi kendine salon bulsa, salona müşteri bulamaz. Ki artık sanırım bu filmleri izleyeceğimiz salonda kalmayacak böyle giderse

  3. Altyazı Dergisi, Nuri Bilge Ceylan’ın kurgu günlüğünü yayınladı. Nuri Bilge, Bir Zamanlar Anadolu’da kurgusunu bitirdiğinde günlüğüne şöyle yazıyor :
    “Peki film nasıl oldu? Doğrusu bilmiyorum. Öncekilerden biraz farklı oldu galiba. Ama iyi anlamda mı yoksa kötü anlamda mı, orasını bilemem. Filmin ilk bölümünü seyircinin film izleme alışkanlıkları ile kıyaslandığında epey uzun tuttuğum söylenebilir. Ama seyircinin izleme alışkanlıklarını bir adım öteye geçirmek için benim gibi filmler yapan sinemacılar risk almayacaksa kim alacak? Daha senaryo aşamasından beri biliyorum ki bu filmimin ticari potansiyeli daha düşük olacak. Uzun, yavaş, gece, karanlık, erkekler dünyası, kadın yok, otopsi, şu bu. Satışlar çok daha zor olacak. Bir yandan da bütün bunlardan gizli bir zevk aldığım da söylenebilir. Piyasanın hesapçı ve sağlamcı zihniyetine bir meydan okuma isteği…”

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s