İsim


İsimler insanların varoluş kalelerine uzanan köprülerdir. Onlar vasıtasıyla başkaları, hem dostlar hem de düşmanlar parmak ucunda içeri girmenin bir yolunu bulurlar. Birinin adını öğrenmek varoluşunun yarısını ele geçirmektir, gerisi parçalar ve ayrıntılardan ibarettir.

Adı konulmamış hiçbirşeyin var olduğuna ikna olmayan bir kalbin sahibiydim ben. Hayata kelimelerle hükmeden biriydim ben. Var olanla yok olan arasındaki fark isim. Onunla başlayan hayatımı onun ismini bilmekle başlamak isterdim.

İki sevdiğim yazardan iki paragraf. İlki Elif Şafak‘ın “Araf”ın sayfa aralarına sıkıştırdığı bir tanım, ikincisi ise Nazan Bekiroğlu‘nun “İsimle Ateş Arasında” romanına öz teşkil edecek bir giriş.

İlki varoluşa giden köprü derken, diğeri varoluşun kendisi diyordu isme.

Üniversitenin kredisiz Türkçe derslerinde hocam, dil olmadan duyguların var olamayacağını söylemişti. Ona göre önce dil vardı, bana göre ise önce duygu.

O, dil vardı ve sonra insanlar hissetmeyi öğrendi, ifade etmeyi öğrendi ve bu şekilde duygular gelişti, diyordu. Ben ise önce duygular olmalıydı ki insan onu tanımlayacak dili oluştursun, diyordum.

Önce dil veya duygu ne farkeder. Ama isimsiz var olmak ne mümkün!

***

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s