Taraklı-Göynük-Safranbolu-Yörük Köyü Gezimiz


Çok uzun zamandır yazılmayı bekleyen bir yazıydı, bir çok diğeri gibi, ancak kısmet oldu :)

Taraklı:

Sayıca küçük heyecanı büyük bir fotoğraf kulübü olarak yola çıkıyoruz. İlk durağımız Taraklı Kasabası. Burası aslında reklam dünyasından tanıdığımız, nam-ı diğer Mümkünlü. Uzaktan insanda güzel duygular uyandıran bir görüntüsü var bu kasabanın. Teknolojik bir ürüne malzeme de olsa tam tersine o eski mahalle kültürünün yaşadığı, insancıl ve son derece ‘organik’ hisler uyandıran bir yer. Bolca fotoğraf çekerek ve yöre halkıyla sohbet ederek ara sokaklarda yol alıyoruz.

Her hafta Cumartesi kasabanın pazarı kuruluyormuş. Denk gelmemiz iyi oldu, çok renkli görüntüler çıktı ortaya. Bazen panayırda çalışan bir kadının minik eli yüzü kirli kızıyla muhabbet ediyoruz, bazen pazarcı yaşlı bir amca ile. Akşamında düğüne hazırlanan bir köy evinin, yemek hazırlanan bahçesine konuk oluyoruz. Uzun ve tatlı bir muhabbet ortamı oluyor, vaktimiz olsa akşam düğüne de kalıp eğlenmek istiyoruz; hatta pişerken izlediğimiz helvadan yemeden gitmek istemiyoruz. Ama yemeden gidiyoruz. Yol uzun vakit kısa.

Ziyarete açık tarihi bir konağı geziyor ve hem içinde sakladığı güzellikleri, hem de pencere camında sakladığı manzarayı fotoğraflıyoruz. Aynı konağın müstesna bir köşesinde, yaşlı elleri ile sanat icra eden bir amca ile karşılaşıyoruz. Usta eller şimşir ağacını yontuyor; yontarken ferah bir koku yayıyor ve sonrasında ortaya kaşık çıkarıyor.

Göynük/ Çubuk Gölü:

Tepelerden gördüğümüz manzarada ağaçlar arasında seyreylediğimiz Göynük kasabasını transit geçiyor ve Çubuk Gölü’ne gidiyoruz. Soğukça esen bir havada, göl kenarında kumanyalarımızı yiyor ve sonrasında yel değirmenlerinin fonunda manzaradan hatıralar alıyoruz.

Safranbolu:

Osmanlı evleri denince akla, marka olmuş Safranbolu geliyor. Osmanlının şehri Bursa’dan çıkıp, işte bu marka şehirde günü noktalıyoruz.

Minibüsümüzün plakasını okuyan bir aile annesi, “Bursa’dan niye buraya gelmişler ki, onlarda da var evler. Cumalıkızık var Kınalı Kar’ın çekildiği” diyor. O otobüsten inen olduğumuz bilinmeden, bu sohbete kulak misafiri oluyoruz.

Eski şehrin eskidikçe güzelleşen Arasta Çarşısı fotoğraf çekimlerinin vazgeçilmez noktası. Taş yollardan ilerlerken bir köşede hazine buluyoruz. Cama üflediği alev ile şekil veren usta gülümseyen ifadesi ile flaşların aradığı oluyor. Yemeğini bileğinden kazanan demircilerin sokağı, çok eski zamanlarda bir yolculuk tadı verirken bir köşe başında çay keyfi ile de istirahat noktası oluyor.

Şehre ismini veren Safran, gramı 10 TL maliyet ile dükkanların en değerlisi. Bu değerli ürünü, o küçük 1 gramlık kavanozun içinde bırakıyor ve onunla renk bulmuş lokum tezgahlarına yöneliyoruz. Onca dükkanın “buyurun, tadın” ikramları ile ağzımız şenleniyor ve seçimi en tazesini sunanda yapıyoruz. 

Lezzet keyfine minik bir lokantada devam ediyoruz. Yapılışını da merakla izlediğimiz etli sarmaların çömlekte pişmesini bekliyor ve hafiften acıkan karnımızı o lezzet ile doyuruyoruz. Yoğurt ve sosuyla beraber mükemmel bir lezzet, Safranbolu’ya giderseniz muhakkak deneyin . Daha sonra denk geldiğimiz ve meşhur olduğunu işittiğimiz iri, içi peynirli mantılarından da yemek istiyoruz ama tokluk sadece fotoğraf karelerini doyurmamıza sebep oluyor.

Eski tarz evlerin bahçe kapılarının tokmaklarında ipler asılı. “kısa zamanda döneceğim” demek oluyormuş. Bir de her iki kapıda farklı bir tokmak, birisi metala “tok” derken diğeri tahta kapıda ses yapıyor. Erkekse ziyaretçi tokmak metale vurmalı, bayan ise tahtaya. Böylece kapıyı kimin açacağı da belirlenmiş oluyor.

Yörük Köyü:

Şirin bir Anadolu Köyü, Safranbolu evleri burada da mevcut. Yaşlı nineler ve dedeler tezgahlarında yöresel köy ürünlerini satıyorlar; biz de hem müşterileri oluyor hem de fotoğraflarını çekiyoruz muhabbetlerine de ortak olarak.

Öğreniyoruz ki bu köy Türk opera sanatçısı Leyla Gencer’in köyü imiş. Burada kendisinin bir heykeli de var. Birkaç kare fotoğraf çekerek ilerliyoruz köyün içlerine doğru.

Evlerin çatılarının köşesinde aslımış geyik boynuzları görüyoruz. Sorup öğrendiğimize göre uğursuzlukları kovduğuna inandıkları için bu adeti yıllardır devam ettiriyorlarmış.

Gezimizin son durağı olan bu güzel şirin köyü de geride bırakarak tekrar düşüyoruz yollara. İstikamet Bursa, yani evimiz. :)

6 thoughts on “Taraklı-Göynük-Safranbolu-Yörük Köyü Gezimiz

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s