Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra


Barış Bıçakçı, İletişim Yayınları

Söylemek istediğini net, dolandırmadan, basit cümlelerle söyleyip; o cümlelerin arkasına zengin anlamlar katmak, bu kısacık romanın yaptığı.

“Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra” hikayecikler gibi duran ama öyle olmayan kısa bölümler ile oluşturulmuş.

İntihar eden genç bir kız Başak. Ve diğer bütün kahramanlar onun etrafındaki sıradan insanlar.

Ailesi, komşusu, arkadaşları, sevgilileri. Aslında anlatılanlar da sıradan ama önemli olan o sıradanlıktan hikayeyi oluşturmak.

İki kardeşin, babalarının onları neden terk ettiğine dair konuşmalarını okuyoruz bir ara. Biri bir öykü yazıyor, diğeri başka bir öykü. Ve bu öyküler onların inandıkları oluyor. Başak’ın intiharına etkisi var mı acaba?

Romandan en hoşuma giden bölüm belki şu alıntıladığım “Pır Diye Havalan Serçeler” başlığı altındaki anlatı.

“Yerdeki serçeleri seyrediyorlar. Kuru iğde yapraklarının arasında onlarca serçe. Bir şey onları ürkütünce hepsi birden havalanıyor.

‘Başak’tan haber alıyor musun?’ diye soruyor adam.

‘Ne garip ben de tam şimdi Başak’ı düşünüyordum!’ diyor kadın.

Aslında garip filan değil: Pır diye havalanan serçeler tanıyan herkesin aklına Başak’ı getirir.”

Ana öykü intihar olunca hüzün ister istemez kitabı saran oluyor. Anlatılan her alakasız öyküde, o intihara bir sebep arıyoruz.

Ama aslında öyle değil.

Onlar gerçekten alakasız. Çünkü öyle daha güzel duruyorlar.

***

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s