İçinde Yaşadığım Deri


La piel que habito [2011]

Yön. Pedro Almodovar

IMDB : 7.7

Modern bir ev. Kameralar ile izlenen bir oda. Odada rehin bir kadın. Kadın üzerinde deneyler yapan bir doktor. Deneylerin sebebi, yapay deri.

İspanyol yönetmen Pedro Almodovar‘ın İçinde Yaşadığım Deri filmi, son dönemde izlemiş olduğum en çarpıcı senaryolardan. Roman uyarlaması olduğunu izledikten sonra öğrendim, bu nedenle Tarantula kitabının yazarı Thierry Jonquet‘e de hakkını teslim etmek gerekir.

Film, bütünü ortasından başlayarak anlatıyor. Yapay deri üzerine çalışmaları olan Dr.Robert Ledgard’ın (Antonio Banderas), evinin bir odasında Vera’yı (Elena Anaya) rehin tuttuğunu öğrenerek başlıyoruz izlemeye.

    

Vera’nın bu rehinelik durumunu bir miktar kabullenmiş olduğunu ve danışıklı bir şekilde bu odada kaldığı hissiyatına kapılıyoruz. Kitap okuyor, plates yapıyor. Sakin bir tavır ile dışarı çıkma izni istiyor.

Ledgard’ın Vera’ya karşı duygusal bir yönelişi de var mı? Sanki var. İyi de Vera kim? Ledgard’ın yıllar önce geçirdiği trafik kazasında yangına maruz kalan eşi mi? Yapay deri çalışmaları olan Dr.Ledgard, eşini bu şekilde mi hayata döndürdü? İyi de rehin olmasına ne gerek var?

Sorular çoğaldıkça filme olan merak da artıyor ve filmin ortalarında bütünün başına dönüyoruz.

Doktorun hayatını daha yakından izliyor ve eşi ile kızını tanıyoruz.

Almodovar, olaylar dizisini çok başarılı bir şekilde karıştırıyor ve izleyene sunuyor. Önce bolca soru ile ‘bugün’ü veriyor, sonra ‘bugün’ü göstermeden geçmişe gidiyor ve soruların bir kısmını alakasız hikayeler ile cevaplayıp ‘dün’e bağlıyor, ve bir müddet sonra çarpıcı bir şekilde ‘dün’ü ‘bugün’e bağlayan esas hikayesini gösteriyor. Ve ‘yarın’ umulmadık bir şekilde son buluyor.

Etkileyici bir filmdi. Bir miktar rahatsız ediciydi. Sıradışı bir hikayenin oluşu, evet çarpıcı yapıyordu ama sıradan olanlara da aynı bilgi ile bakınca rahatsızlık kaçınılmaz oluyordu.

Zekice bir intikam izlemek için, buyrun İçinde Yaşadığım Deri‘yi izleyin.

***

9 thoughts on “İçinde Yaşadığım Deri

  1. tebrik ederim Alper, anlatımınla filmi çözmemize izin vermeden güzel ipuçlarıyla merak uyandırmışsın. Film ne olursa olsun bu yazının hakkını vermek için izlenir bence :))

  2. Evet filmin benim ilgimi de çekmesini sağlayan çok şık bir anlatım olmuş :)
    Antonio Banderas’ın oyunculuğundan pek hazzetmesem de, maçlardan fırsat bulduğumda izlenecek filmlerin en başına yazıyorum.

  3. Bu gece izleme fırsatım oldu. Yok artık derken tahmin ettiğim şeyle yüzleşmek enteresan oldu :)Beklediğimden çok daha sert birkaç sahneye rastladım. Zekice senaryosu hoşuma gitti. Tavsiye ediyorum ben de herkese..

  4. Antonio Banderas’ı kendi lisanıyla izlemek çok güzeldi. Filmde eleştirdiğim, bu kadarı da olmaz artık dediğim çok yer oldu ama çok başarılı, etkileyiciydi. Almodovar filmleri arasında Hable con ella (talk to her) dan sonra 2. sırada yerini aldı benim için :)

    • Aynen :) “yok artık, bu kadarı da olmaz” cümlesini biz de kurduk defalarca. ama tahmin ettiğimiz şakasını yaptığımız şeymiş gerçek olan :) şaşırdık resmen :)
      o filmi izlemedik henüz ama listemize yazdık. en kısa zamanda inşallah :)
      gaa

  5. Filmin hiç bir sahnesi sıkıcı abartılı , kısaca kötü değil. Çok iyi kurgulanmış, abartısız oyunculukla ,iyi bir iş çıkarılmış, nefis bir film.Antonyo banderas bile iyi, anlayın artık:))

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s