Fetih 1453 Üzerine Notlar


Yön. : Faruk Aksoy

Yıllarca Hollywood imzalı kahramanlık filmlerini izledik ve sonrasında, bizde daha da şaşalı bir tarih var ama ses getirecek filmini yapamıyoruz, dedik. İşte nihayet bu açığı giderecek bir film sinemaya geldi ve boynumuzun borcu olarak izlemeye gittik. Bakalım nasıl olmuş film, beklediğimiz gibi mi?

Öncelikle dördüncü denememizde ancak filme bilet bulabildiğimizi ve biz bu filmi izlerken onun gişe rekorunu kırmış olduğunu belirtelim. Beş milyonun üzerinde bir izleyici bulmuştu Fetih 1453 ve muhtemelen bu rakam daha da yukarılara çıkacak.

Film, Hz.Muhammed (A.S)’in İstanbul’un fethini müjdeleyen hadisini söylediği o sohbet anını sahneleyerek başlıyor. Ve hemen sonrasında Mehmet’in doğum zamanı. Kısa ve fonda anlatımlar ile bu sahneler geçiriliyor. Maksat esas başlangıca, 1451 yılına, Mehmet’in (Devrim Evin) tahta ikinci çıkış zamanına gelmek.

Görsellik son derece güzel olmuş. Bilgisayar destekli İstanbul, minaresiz Ayasofyası ve dikilitaşların etrafına kurgulanmış Roma sarayları ile farklı duruyordu. Hollywood’un savaş filmlerinden çıkma sahneler fazlasıyla etkileyici. Binlerce askerin yaylarından fırlayan okların gökyüzündeki seyri, kılıç darbeleri ile ikiye ayrılan kol/bacak (tamam kan var ama sonuçta savaş)… birebir kılıç dövüşleri estetik ve gerçekçi duruyor.

Fakat görsellik haricinde filmde sinema adına övülesi bir nokta bulamıyoruz. Metin son derece boş. Tarihin yazdığı büyük cümleler haricinde kaliteli diyalog yok. Çalışılmamış, belli. Sanki ortaokul tarih kitaplarından çıkmış cümleler her bir kahramanın ağzına yapışmış ve daha fazlası düşünülmemiş.

Öykünün anlatımı da en anlaması güç insana hitap edecek şekilde. Fondaki ses Fatih’in, gözünden düşen Çandarlı Halil Paşa’yı Yeniçeri önünde de itibarsız bırakmak için onun en yakın adamlarına tüm askerin önünde kırbaç cezası verdiğini söylüyor. Bizim filmde izlediğimiz de işte o askerlerin kırbaçlanan anı. Sonrasında Çandarlı dönüyor ve yanındakine “tüm bu kırbaçlar aslında benim sırtıma iniyor” diyor. Fondaki ses söyledi, anlamadınız, görüntü söyledi yine anlamadınız, bir de Çandarlı’ya söyletelim, artık anlayın.

Derinlik yok filmde. Bu budur, bu da budur. Nokta.

Eksik olmasın diye hikayeye iliştirilen Uluabatlı Hasan’ın (İbrahim Çelikkol), Macar Urban’ın üvey kızına (Dilek Serbest) -kurgu- olan aşkı ancak bu kadar yapay anlatılabilirdi. Koskoca Uluabatlı Hasan surlara diktiği sancak sonrası aşkının gözlerine bakarak gitti bu dünyadan, aşkı ise elini karnının üzerine koymuş (başım döndü anlamadınız, herkes anlasın artık ben hamileyim), savaş meydanındaki tek bayan olarak bu şehadet anını izliyordu.

Oyunculuklar vasat. Kurgu vasat altı. Metin de kurgunun civarında.

Görsellik ve aksiyon sahneleri ile ayakta durdu Fetih 1453. Sığ bir anlatımda kalsa da bugüne kadar yapılanların en iyisi olduğunu gösterdi.

***

Reklamlar

2 thoughts on “Fetih 1453 Üzerine Notlar

  1. Genelde izleyenlerin beğenisi yanında mutlaka olumsuz eleştirilerini alan bir film sanırım. Yine de bu kadar izleniyor olması ve insanların tarihe olan ilgileri sevindirici..

    • yurdum insanı takdir etmekten çok eleştirmekte daha ustadır ancak bu kadar güzel bir konuya bu kadar emek ve para yatırılmış iken kurgu ve diyalog başarısı ile desteklenmemiş olması üzücü. umarım kurtuluş savaşı vs. gibi destanlarımızın da filmi çekilir ve bu filme gelen eleştiriler de o zaman kaale alınır.
      gaa

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s