“Gömelim Gel Seni Tarihe” Desem Sığmazsın


Koskoca bir yarım ada bir nevi açık hava müzesine dönüşüvermiş. Bir devrin battığı yerde dolaşıyoruz. Bastığımız yerleri toprak diyerek olmuyor yürüyüşümüz.

Metre kareye altı bin kurşun kovanının düştüğü bir savaşın ertesinde, karşılıklı cephelerden çıkan iki kurşunun havada çarpıştığı bir savaşın ertesinde…

İngiliz, dünyanın bir ucundan Anzaklar’ı, Hintlileri getiriyor Çanakkale’ye. Fransız onlarla birlikte. Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvamı-ı beşer hasta adamı yere sermek için yükleniyor. 

Anzaklar (Avustralya & Yeni Zellanda), Arı Burnu‘ndan çıkarma yapıyor, amaç Conk Bayırı’nı ele geçirmek. İngiliz, Fransız ve Hintliler ise Seddülbahir‘den çıkarma yapıp boğazı denetleyen topçu tepelerini ele geçirmeyi hedefliyorlar.

25 Nisan 1915 sabahı. Destansı savaşın karada başladığı tarih. Büyük deniz zaferinden otuz sekiz gün sonra.

Çanakkale kıvrım kıvrım ilerliyor. Şu boğaz harbi nedir, var mı ki dünyada eşi? Kendinden emin, yüzyılın denizler hakimi İngiliz donanması Fransız desteğini de alarak en yeni filosu ile Çanakkale’yi geçmek üzere 15 Mart’ta demir alıyor.

Akşamında İstanbul’da buluşmaya sözleşen filo, üç günün sonunda büyük kayıplar verince 18 Mart 1915‘te boğazdan geri dönmek zorunda kalıyor.

Çanakkale geçilemiyor.

*

Destanlar kahramanları ile oluşur.

Her biri kahraman yüzbinlerin adına, simge isimler ile o destanları hatırladığımızda Seyit Onbaşı en önde gelen isim oluyor.

Belki ona sormuş olsalar,o şehit olmuş olmayı yeğlerdi ama hangi güç ile bilinmez taşıdığı iki yüz yetmiş küsür kiloda top mermisi onu bu deniz savaşının simge ismi haline getirmişti.

Zira o toptan çıkan mermi İngiliz “Ocean” gemisine ağır hasar veriyor ve düşmanın Çanakkale’yi denizden geçemeyeceği sonucunu doğuruyordu.

Hava soğuk, rüzgar sert esiyor ve Çanakkale, Troya sonrası destanını yazıyor. 

Ve tabi ki Nusret Mayın Gemisi. Kutu kadar gemi, kutu kadar odalarından çıkan ismi bilinmez askerleri ile gecenin en derin sessizliğinde, kendi karanlığına bürünerek boğazın Anadolu yakasına yakın kısmına ve karaya paralel yirmi altı mayın yerleştiriyor. Komuta Yüzbaşı Hakkı Bey’de.

Boğazın bir yakasından diğer yakasına set şeklinde değil. Anadolu yakasına paralel. Ve paralel döşenen o mayınlar düşman gemilerinin manevra kabiliyetini yok ediyor ağır hasarlara sebep oluyordu.

Esas savaş, Çanakkale’yi denizden geçemeyeceğini anlayan düşmanın 25 Nisan’da karaya çıkartma yapması ile başlıyordu.

Anzaklar’ın çıkarma yapacağı kıyıyı tahmin eden isim ise o dönemde Yarbay rütbesi ile savaşa katılan Mustafa Kemal oluyordu. Aldığı inisiyatif ile stratejik bir nokta olan Conk Bayırı’nın düşman eline geçmesini engellemiş oluyordu.

Çanakkale’yi rehber ile dolaşmakta fayda var. Savaş tarihini su gibi okumuş ve olağanüstü bir hayal gücünüz var ise ne ala…

Tepeden denize baktığınızda uçsuz maviyi değil de paraşütler ile ‘bizim’ denen toprağa çıkarma yapan düşman askerlerini görmek; belki en kolayı.

Yemyeşil ağaçların bir zamanlar kurşun yağmurları altındaki kırmızı topraklar olduğunu hissetmek daha zor.

57. Alay şehitliği girişinde güler yüzlü bir dede, küçük bir kızın elinden tutuyor. Anılsın diye anıt olmuş. 

O heykele baktığımda bütün savaşı gördüğümü hissediyorum. Son Çanakkale gazisinin, torununun elinden tutmuş taş yapıtına bakarken gözlerim değil belki ama içim doluyor. 

Sağolsunlar…

***

4 thoughts on ““Gömelim Gel Seni Tarihe” Desem Sığmazsın

  1. her türkün çocuklarını götürüp dolaştırması gereken mekanlar…bu toprakların ne şartlarda kazanıldığının gerçek hikayesi…denize bakarken topları,tüfekleri mehmetçiği hayal ediyor insan…çok harika olmuş ellerinize sağlık…nacizane bir tavsiye” ali kırcadan ah bir ataş ver ” türküsü çok iyi gider…yada onu dinlerken okuyup gözatmalı bu güzel sayfanıza…selamlar…

    • evet öyle cidden. yazması zor zira gidip görmek içinde hissetmek gerek. bu kelimeler hissettiklerimizin binde biri değildir. çok duygusal :( kimse unutmamalı nasıl kazanıldığını bu yurdun her karış toprağının; herkes sık sık gitmeli,ziyaret etmeli. unutmamalı…

  2. maalesef tam olarak görmek yetmiyor.çocuklarımıza gençlerimize unutturulmak isteniyor.Büyülü renkli zahmetsiz kolay yaşam onları cezbediyor.çalışmak ,sorunlara çözüm aramak ,araştırmak yok gibi.Zoru yaşamıyorki çanakkale yi hissetsin.

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s