Martılarla Bir Tuttum


Kendini martılarla bir tutma derdim. 

Aslında derdi… O derdi, ben dinlerdim. Kanatlarım yoktu, biliyordum ama nedense kendimi martılarla bir tutuyordum.

Bir şehir vapurunun eşliğinde, havaya atılmış simit parçacıklarından hisseme düşeni almaya çalışırken ben… Doğru ya kendimi martılarla bir tutuyordum. Oysa benim kanatlarım yoktu.

Sıcaktı. Güneş yansıyordu denizin mavi yüzeyinde. Güverte kısa kollu giyinmiş insanlar ile doluydu. Çay servisi yapıyordu ayağı aksak adam. Yüzüme güneş vuruyor, boğazın esintisi üşütmüyordu. Kollarımı açmak istiyordum, kendimi martılarla bir tutuyordum.

Sonra vapur uzun bir “düdük” çaldı. Uzun, çok uzun. Müzik gibi geldi. Sonra mekanik bir ses hepimize seslendi, yolculuk bitmek üzereydi. Sonra annem geldi aklıma, nedense… Çay bardağına çay kaşığı vuruyordu. Kimisi ayağa kalktı. Kimisi halen oturuyordu. Sonra genç bir kız hareketin en karışık olduğu yerin fotoğrafını çekti.

Ben denize ilerledim. Kendimi martılarla bir tutmuştum. Oysa o, “tutma” demişti. Benim kanatlarım yoktu.

***

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s