Sultan’ı Öldürmek – Ahmet Ümit


Sultan’ı Öldürmek, Everest Yayınları, 2012

Kısaca ilk yirmi sayfa :

Tarih profesörü altmışlı yaşlarındaki Müştak, günün birinde bir telefon alıyor. Arayan, onu yirmi bir yıl önce terk eden, yine bir tarih profesörü eski sevgili Nüzhet’tir. İstanbul’a dönmüştür ve onu görmek istemektedir. Bir de sürprizi vardır.

Aklında eski anılar sürpriz akşama gider Müştak. Ama gidişini hatırlamadan. Psikolojik sorunları vardır Müştak’ın ve daha önce iki kere yaşadığı gibi bu önemli günde de geçici hafıza kaybına uğramıştır. Her şeyi tekrardan hatırladığında ise eski sevgilinin evinin merdivenlerindedir.

Tedirgin adımlarla daireye doğru yönelir. Eski anılar ise halen hatırda… Kapı yarı açıktır, ancak itilince fark edilecek kadar açık.

Bu şekilde girer eve. Donuk bakışları ile yaşlanmış eski sevgiliyi oturur bulur. Gördüğüne sevinmemiştir eski sevgili, hatta hiç tepki vermemiştir. Önce yadırgar bu durumu Müştak, sonra gerçeği fark eder.

Sapında Fatih tuğrası bulunan bir mektup açacağı Nüzhet’in boynuna saplanmıştır.

Eski sevgili maktüldür.

*

Müştak’ın gördüğü ile yaşıyoruz bütün romanı. Ülkenin en tanınmış tarihçisi Tahir Hakkı’nın öğrencisidir profesör Müştak ve maktül Nüzhet.

Günümüzde işlenmiş bir cinayet ile tarihte yaşanmış olayların başarılı bir kurgusu var Sultan’ı Öldürmek’te.

Nüzhet’i kim öldürmüştür? Bütün roman tabi ki bu soruya cevap arıyor. Her polisiye romanda olduğu gibi cevabı beklenen iki soru var zihinlerde.

Kim? Neden?

Romanda geçen bütün kahramanların katil olabileceği nedenleri ile vurgulanarak kurgu yapılıyor. Müştak’ın zihninden yaşadığımız için bütün o kurguları, onun şüphe ettiği isimleri ister istemez biz de sorguluyoruz. Kimi daha çok sorgularsa ‘herhalde o değildir’ diyerek !

Bir müddet sonra bu yorucu olmaya başlıyor. Şizofrenik belirtiler gösteren Müştak’ın katil ihtimallerini okumak, romanın gizemli tarafını bir miktar hırpalıyor.

Tarih anlatımındaki kurgu ise daha başarılı duruyor. Zamanla roman Fatih’in dönemini anlatan bir tarih kitabına dönüveriyor. İstanbul’un fethi, onu anlatan son yeşilçam filminden çok daha başarılı bir şekilde kurgulanıyor. 

Bazen bir seminerde, bazen bir tarih gezisinde en tanınmış tarihçinin ağzından ve tabi ki onun gözünden tarihi okuyoruz.

Seminer ve tarih gezisi inandırıcı duruyor da romanda, bir profesörün bir komisere sorgulandığı esnada uzunca bir tarih anlatımı hiç de öyle yerinde durmuyor. Sırf merakımızdan heyecanla okuyoruz.

Bugünün cinayeti ile tarihin yaşadıkları arasında bir bağ var mı, hep onu arıyoruz. Fatih’in ölümü, onu tez olarak yazan Nüzhet’in öldürülmesi ile alakalı mı? Müştak’ın kafasındaki sorular, bizim de sorularımız olmaya devam ediyor. 

Kim ve Neden?

Grange kadar “olamaz”lar bırakmasa da başarılı bir kurgu ile sona geliyor “Sultan’ı Öldürmek”.

***

3 thoughts on “Sultan’ı Öldürmek – Ahmet Ümit

  1. aynı duygularla okumuşuz kitabı. istanbulun fethini okuduğum günün 29 mayısa denk gelmesi beni çok duygulandırmıştı. sonu her zamanki gibi hazin ama :) istanbul hatırasında olduğu gibi basit, insani sebeplerle işlenmiş bir cinayet :) sonuç vermeden gayet güzel anlatmışsın kitabı tebrikler Alper…

    • :) Aslında Ahmet Ümit tarzını çok iyi bildiğimi söyleyemem. Kavim’den sonra okuduğum ilk kitap. Onun sonunu okuduğumda bıraktığı etki de aynıydı. Sona varma adına tarzı bu demek ki :) teşekkürler…

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s