Küçük Bir Başkent: Bern


Bern_İsviçre_05

İsviçre, Avrupa’nın sosyoekonomik olarak en gelişmiş ülkelerinden birisi. İleri seviye hayat standartları, halkını o kadar memnun bırakmış olmalı ki Avrupa Birliği’ne üye olmayı dahi düşünmemiş, referandum ile dışında kalmayı tercih etmişler.

AB için gerekli Schengen vizesi İsviçre için yeterli fakat resmi para birimleri Frank. Yine de Euro bölgesi ile çevrili olmak, yer yer Euro kabulünü de mümkün kılmış.

İtalya’dan İsviçre’ye geçerken, muhteşem doğayı arkada bırakarak, deniz seviyesinden yaklaşık 1900m yükseklikteki Grand Saint Bernard tünelini kullanmak gerekiyor.    

Bir müddet sonra İsviçre otobanlarına giriyorsunuz, levhalar Fransızca oluyor. Montrö, Fransızca konuşuyor; bir kıyısını Montrö’ye ayıran Leman gölünün diğer kıyısı Fransa… Bern‘e doğru yol alırken, bir anda levhalar Almanca’ya dönüyor. Artık ülke Almanca konuşmaya başlıyor.

Nüfusu kendisinden çok birkaç şehir olsa da Bern, İsviçre’nin başkenti.

Aare Nehri, Bern’in eski şehrini bir U gibi sarıyor. Merkezdeki tarihi saat kulesinden gezintiye başlıyoruz. Saat kulelerinin şehirlere verdiği ruh, özellikle Avrupa’da bir başka… Meraklısı da bir o kadar çok.

Sırtımızı saat kulesine verip iki tarafımızı omuz omuza vermiş taş binaların sardığı caddeden nehre doğru yürüyoruz.

Kaldırım taşları ile döşenmiş yollar tabi ki insanda trafiğe kapalı yol zannı veriyor. Nihayetinde bizdeki adı ‘kaldırım’ taşları… Fakat yayaya ait alanın nerede bittiğini bilmeden yürüdüğümüz yolda zaman zaman belediye otobüslerine yol vermek zorunda kalıyoruz.

Bir şehrin medeniyet seviyesi kaldırım yüksekliğinin tersi ile orantılı, sahibi meçhul deyişini hatırlıyorum…

Caddenin boyunca ortasına, belirli aralıklarla çeşmeler dikilmiş. Her biri teması farklı heykeller ile süslenmiş. İnsanın içinden onları bir fotoğraf karesine gömmek geliyor.

Nehri farklı noktalardan köprüler kesiyor. Onlardan en eskisini, Ayı Parkı’na (Bärenpark) giderken görüyorum. Nehir tam da onun altından viraj alıyor ve bir tarafına eski şehri bir tarafına da o şehri izleyecek yüksek tepeleri bırakıyor.

Bern Ayı Parkı, nehre inen bir yamaca yapılmış.

Çok fazla ziyaretçi alıyor. Çitlerle çevrelenmiş doğal ortamda gezinen ayıları ya tepeden ya da nehrin kıyısına inerek izlemek mümkün. Ayı, Bern’in simgesi. Bir rivayete göre şehrin ismi de Almanca ‘ayılar’ anlamına gelen ‘bären’ kelimesinden geliyor.

Bern’e gitmeden önce nette gördüğüm fotoğraflardaki manzarayı görecek bir tepe arıyorum.

Omuz omuza vermiş, yüksek eğimli koyu kırmızı çatıları ile eski binalar, onu çevreleyen Aare Nehri ve tam merkezden yükselen Katedral…

Gül Bahçesi’ne (Rosengarden) doğru yol alıyoruz. Patika yolda ilerledikçe durup şehre bakıyorum. Her yükseklik onu izleyecek ayrı bir tat veriyor. Ve Gül Bahçesi’ne, şehri görebileceğim en yüksek noktaya ulaşıyorum.

Bir şehrin onu izleyebilecek bir tepesi var ise her şey daha güzel oluyor, bir kez daha anlıyorum.

***

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s