Zero Dark Thirty


Zero Dark Thirty

Zero Dark Thirty, Kathryn Bigelow, 2012, IMDB 7.4 (133b)

Zero Dark Thirty, anlamı şu imiş: ABD askeri dilinde, örnekle, gece saat 02:30 “zero two thirty” olarak ifade edilirmiş. Türkçe’de karanlık anlamına gelen ‘dark’ ise gece yarısından sonra belirsiz bir saati ifade etmek için kullanılırmış.

zero dark thirty: gece yarısından sonra belirsiz bir saatte…

Ardında bıraktığı onlarca komployu bir kenara bırakırsak, ABD tarihinin kendi topraklarında yaşadığı en büyük terör saldırısı 11/09, dünya tarihini değiştirecek sonuçlar doğurdu ve saldırının müsebbibi UBL ele geçirilene kadar da süreç sona ermedi.  

Zero Dark Thirty, 11 Eylül gününde, karanlık bir ekran eşliğinde mağdurların aileleri ile yaptıkları telefon konuşmalarından seçmeler ile başlıyor. 

Başlangıç: 11 Eylül.

Hemen ardından hikaye iki yıl sonrasına atlıyor ve Arap bir tutuklunun CIA ajanları tarafından işkence edildiği sahne beliriyor.

İşkence filmin özellikle ilk bölümünde etkili bir şekilde yer alıyor. İnsan hakları, masumiyet karinesi unutulmuş uluslar arası kavramlar. Terör var ise problem bildiğimiz adalet ile çözülmez!

Başkan değişimi ile işkencenin de son bulduğu, filmin ileriki satır aralarında veriliyor.

Jessica Chastain, pek de hevesli gelmediği Afganistan’da, Maya isminde bir CIA ajanını oynuyor. İlk başlarda, bayan olmasının verdiği ön yargı ile işkence sahnelerine ve sert sorgulamalara iştirak edecek bir kişilik olmayacağı beklentisi oluştursa da zamanla hiç de beklendiği gibi bir ajan olmadığını ortaya koyuyor.

UBL’yi yakalamak onun için hayati bir hedef oluyor. 2003 yılından 2011’e kadar bu istek şiddeti artarak devam ediyor ve adeta bir saplantıya dönüşüyor. 2009 sonunda Camp Chapman’da yaşanan suikast ve arkadaşı, üst düzey yetkili Jessica’yı (Jennifer Ehle) kaybetmesi bu isteği vazgeçilmez kılıyor.  

Jessica Chastain, Zero Dark Thirty ile son derece başarılı bir oyunculuk ortaya koymuş. 2012 Oscar’ı için En İyi Aktris adayları arasında da yer almış ve Jennifer Lawrence’a (bence hak eden de Lawrence’tı) kaybetmişti.

Chastain

Irak Savaşı’nı anlattığı The Hurt Locker ile 2009’da En İyi Yönetmen Oscar’ını alan Kathryn Bigelow, başka bir ABD yakın tarihi filminde yöentmen koltuğunda. Zero Dark Thirty ona adaylık dahi getirmemiş olsa da vermek istediği mesajı net bir şekilde izleyiciye sunuyor.

Filmin bende en çok etki bıraktığı iki noktasına gelince:

Maya, ısrarlı takibi ve bir de hissiyatı sonucu UBL’nin yaşadığı evi buluyor. Sonrasında merkeze, ABD’ye dönüyor. Bulunan evde UBL’nin yaşıyor olma ihtimali ABD üst yönetimine göre %50! Fakat sadece Maya %100 emin. Hadi %95 diyelim, diyor. Bu inancı ve kararlılığını ABD’ye operasyonu yaptırtana kadar sürdürüyor. İzlemeye değer…

Ve süreç tamamen üst düzeyde devam ediyor. Operasyon kararı üstün de üstü, ABD başkanının seçimine kalıyor. Ve sonrasında bildiğimiz karar alınıyor. UBL’yi vuran ise ismi meçhul bir asker… Onun psikolojisi belki de ayrı bir film konusu.

***

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s