Kürk Mantolu Madonna


Kürk Mantolu Madonna

Kürk Mantolu Madonna’yı alıp okumam bir nevi mahalle baskısının sonucu oldu. Edebiyat dünyasının tatlı mahalle baskısı…

Her dergide okunması gerekenler arasında ve yazılmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen çok satanlar listesinde ilk sıralarda. Bu durum ister istemez merak uyandırıyor ve okuyalım bakalım bu işin sırrı neymiş noktasına getiriyor.

Anlatıcı bir bankada memuriyete başlar ve burada silik yapılı ve diğerleri ile derin ilişkiye son vermiş Raif Efendi ile tanışır. Bu yeni arkadaşın bankadaki tavrı verilen her işi yapmak ve ses çıkarmamaktan başka değildir. Oysa ki Raif Efendi göründüğü gibi olmayan derinlerinde müthiş sırlar ve duygular saklayan belli ki sanatçı ruhunu bastıran ve belki de hayata bir miktar küsmüş bir ‘mahluk’tur.

“Şimdiye kadar tesadüf ettiğim insanlardan bir tanesi benim üzerimde belki en büyük tesiri yapmıştır. Aradan aylar geçmesine rağmen bir türlü bu tesirden kurtulamadım.”

Böyle başlar Kürk Mantolu Madonna ve anlarız ki romanın esas kahramanı anlatıcı değil ve fakat anlatıcıyı bu derinlikte etkileyen bir başkası yani Raif Efendi’dir.

Anlatıcının Raif Efendi ile ilişkisini geliştirmesini anlatan sayfalar sonrasında romanın esas öyküsüne, Kürk Mantolu Madonna’lı yıllara geçiyoruz.

Raif Efendi’nin gençlik yıllarında birkaç yıl sürecek Berlin macerası olmuştur. O yıllarını bir deftere saklamıştır. Bu defteri anlatıcının eline tutuşturur. Amacı o tutkulu yıllardan kurtulmaktır.

Kürk Mantolu Madonna ilk olarak bir resim galerisinde yağlı boya tablodadır.

Tutulur kalır Raif ve resme yansıyan suratı, Maria Puder’i bulur…

Raif Efendi ne kadar içe dönük ise Maria Puder de bir o kadar dışa dönüktür. Bu iki kahramanın baskınlaşan bu karakterlerini yazarın ustaca kurguladığı cümleler ile adeta yaşarız.

Sonu acı bitecek hüzünlü bir aşk hikayesidir Raif ile Maria’nın yaşadığı. Bu şekilde tek bir cümle ile özetlediğimizde bir hayli klişe zannedilebilir anlatılan fakat aksine tam bir özgün yapıttır.

Tutkudur yaşanan ve onu özgün yapan tutkuyu saran karakter analizleridir. Çekingen Raif’in Berlin’e gidişi, Maria Puder ile tanışması, tutkusu, dönüşümü ve ansızın memlekete dönüşü. Önce umudu ve sonra onu kaybedişi… Kaybediş ile birlikte silik bir karaktere bürünmesi. Savaşın çok net olmayan ama tesiri büyük bir şekilde romanda anlatılışı…

Kesinlikle bir baş yapıt. Eğer edebiyat mahallesinde vakit geçiriyorsanız baskısına uyun ve mutlaka okuyun..

Not: Sabahattin Ali’ye ilham veren tablonun aslı olan ve Andrea Del Sarto tarafından yapılan Madonna delle Arpi bugün Floransa’daki Uffizi Galeri’sinde sergilenmektedir.

Madonna delle Arpie

***

Reklamlar

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s