Kiremit Rengi Bologna, Tortellini ve Neptün


Kiremit rengine bürünmüş bir şehir Bologna. Yüzyıllar önce inşa edilmiş ve sanki bir daha da hiç dokunulmamış bir his bırakıyor onu gezenlerde.

Dar bir sokakta, mavi şeritle çizilmiş bir alana arabayı park ediyoruz. Maviye park ettiysek içimiz rahat.

Hemen yanı başımızda bir levha: Osteria Buca della Campane. İsmen tarihi XIII. yy dayanan bir osteria burası. Osteria kelimesi köken itibariyle latince hospite’ye dayanıyormuş. Yani konuk… Osteria da aslen şarap içilen, ve günümüzde yemek de yenilen yer anlamında; konukların ağırlandığı mekan oluyor.

İçeriye girdiğimizde aslında bir mahzene iniyoruz. Ortaçağdan kalma havasını fazlasıyla hissettiriyor. Tahtadan masalar ve sıra şeklinde oturma yerleri. Loş bir ışık, duvarlarda bizi Avrupa’nın görece karanlık orta çağına götüren figürler, bir köşede özel akşamlara eğlence olan müzisyen köşesi…

Bologna, yemeğin kenti, makarnanın kenti. Bizim mantımızı anımsatan, bolonez soslu, peynirli, tortellini con ragù seçimim oluyor. Aslında etli birşeyler yemek niyetim fakat prosciutto (domuz) olmayan bir menü bulamayınca peynirli seçimde kalıyorum. Yine de seçimim muazzam bir lezzete dönüşüyor.

(Tabaklarımıza altlık olan kağıttan örtülerde o an hoşuma giden şu cümleleri okumuştum: “hiç kimse izlemiyormuş gibi dans et/hiç kimse dinlemiyormuş gibi şarkı söyle/hiç incinmemişsin gibi sev/her gün son gününmüş gibi yaşa”)

Karnımızı doyurduktan sonra şehri gezmeye başlıyoruz.

Motorlu trafikten arındırılmış sokaklarda gezmek her zaman güzel ve daha da güzeli motorluların önceliği yayaya verdiği yollarda gezmek…

Karşımıza ilk çıkanlar la due torri/iki kule oluyor. Pisa kadar ünlü olamamış belki ama bunlardan bir tanesi de yana yatık. 600’ü aşkın basamaklarını adımlayıp zirveye çıkmak ve kiremit rengine bürünmüş şehri gezmek muhakkak ki güzel olacaktı ama kış günlerinin bize bıraktığı kısa zamanı zeminde değerlendirmek adına ve bir de galiba basamak sayısı gözümüzde büyüdüğü için zirveye çıkmıyoruz. Bir de benim şehirleri kulelerden değil de tepelerden izleme merakım sanırım bu karara etken oluyor; Bologna için onu tepeden izlemenin fiyaskoya dönüşeceğini bilmeden…

Le due torri’den bizi şehrin en büyük meydanı olan Piazza Maggiore’ye götürecek geniş ama kısa Via Rizzoli’yi yürüyoruz. Hareketli, şehrin diğer sokaklarına nispeten modern mimaride bir cadde Via Rizzoli. Bologna’nın simgesi Fontana del Nettuno/Neptün Çeşmesi’ni gördüğümüzde meydana gelmiş oluyoruz. Eski Roma’da denizler ve depremler tanrısı olarak bilinen Neptün, Yunan mitolojisinin baskın çıktığı dönemde ismini Poseidon’a bırakmış. İtalya için ise halen Neptün.  

Bologna’nın meydanlarında diğerleri gibi etrafı izleyip fotoğraf çektikten, dar ve pastel rengi eskimiş  sokaklarında yürüyüş yaptıktan, bir köşe başını mesken tutmuş bol objeli barında caffe lungo içtikten sonra şehri tepeden izlemek için Santuario della Madonna di San Luca mabedine gidiyoruz.

Zirvedeki bu mekana, o uzun ve yorucu tepeyi yürüyerek çıkan insanlar görüyoruz. Maksat spor yapmak mı, yoksa pazarın onlardaki kutsallığında maksat bulmak mı, yoksa güneşin portakal rengine bürünmüş son demlerini zirvede izlemek mi niyetleri, bilemiyorum. Fakat bizim niyetimiz belli, Bologna’nın kiremit rengini bütün güzelliği ile görmek… Maalesef burası şehri izleyecek bir mekan değilmiş, eğer ki mabedin onu gören bir odasına(eğer var ise) geçecek bir yetkiniz yoksa!

Kilise gezmek bende bir heyecan yaratmadığı için Bologna’nın son uğrak noktası hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor, damağımda caffe lungo’nun sert tadı halen duruyorken… Arabaya atlıyor ve bizi tangenziale‘ye ulaştıracak yeşil renkte tabelaları takip ediyoruz.

***     

Yorum Yazmak İster misin?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s