Hoşgeldiniz…

Geldiler

O kadar yürekten çağırmışız ki bir gece ansızın geldiler.

Beklenmedik bir şekilde, beklenen vakitten önce. O kadar yürekten çağırmışız ki önce Ela ağladı dünyaya sonra da Nil.

Bir dakika ara ile.

Aynı karında aynı anda geçen otuz dört hafta sonrasında, merhaba dünya.

Miniktiler. Ansızın gelmenin verdiği miniklikteydiler.

İlk bakışta ayırt edemeyeceğim kadar benzerdiler.

Ağladılar. İlk sesleriydi. Her doğanın olduğu gibi. Aynı karından aynı dünyaya bir dakika ara ile vardılar.

Ansızın geldiler. Beklenmedik bir an, beklenen vakitten önce.

Aynı odanın ayrı oda’larına alındılar. Bir cam ayracın ötesinde gülümsediler. Bir cam ayracın ötesinde ağladılar. Bir cam ayracın ötesinde esnediler. Gözlerini açtılar, bazen açamadılar. Bir cam ayracın ardında sevgi yumağıydılar.

Miniktiler ve minik minik büyüdüler.

Bir gece ansızın geldiler. Şükürler olsun, geldiler.

…ve şimdi bizimleler. 

***

DubleAnne’nin Hamilelik Güncesi: Minik Meleklerime Mektup-2

ikiz_bebekler_ve_bakimlari

Minik prenseslerim benim,

Sizinle geçirdiğim bu muhteşem serüvenin sonuna doğru yaklaşıyoruz artık. Siz iki minik kuzumun bir saniyesini bile hatırlamayacağınız ama annenizin kesinlikle bir saniyesini bile unutmayacağı olağanüstü aylar yaşadık birlikte. İki minik hücre idiniz içimde, şimdi ise kocaman insan yavrusu oldunuz. Ultrasonda sizi gördüğümüzde hanginiz Ela hanginiz Nil ayırdedebiliyoruz artık babanızla :)

Ela’ m, sen yuvarlak yüzlü ve güleç mizaclısın, hemen her ultrasonda bize gülümsüyorsun :) Yüzünü saklamıyorsun, muhtemelen çok sosyal ve çekingen olmayan bir çocuk olacaksın. Nil’ im, sen ise hep yüzünü gizliyorsun bizden. Sadece bir kere gülümsediğine şahit olduk. Minik ellerin hep yumruk olmuş uzun ince yüzünü kapatıyor. Kameraları, fotoğraf makinelerini pek sevmeyeceksin anlaşılan :) Cool tavırlısın. Bu nedenle seni babanıza Ela’ yı ise bana benzetiyoruz babanızla…

Her geçen gün daha da yaklaştırıyor bizi birbirimize, bu durum aklıma geldikçe heyecanım artıyor ister istemez. Bir telaş kaplıyor beni. Sanki evimize gelecek o pek kıymetli misafirler için henüz daha tam hazır değilmişim gibi telaşlanıyorum. Ne olur acele etmeyin, annecik ve babacıkla buluşmak için en doğru zaman sizin içimde yeterince büyüyüp bu dünyaya sağlıkla hazır olduğunuz zamandır.

Her ne kadar sizi çok merak etsem de, sabırsızlıkla görmeyi istesem de, her gün her gün özlesem de bir taraftan içimi bir burukluk alıyor bu güzel süreç biteceği için. İleride yazdığım bu yazıları okuduğunuzda şunu çok iyi bilin ki anneniz sizi içinde büyütmekten çok ama çooook mutluluk duydu. Umarım sizin için yeterince iyi evsahipliği yapabilmişimdir. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım hep. Umarım memnun kalmışsınızdır benden…

Ben sizden o kadar çok, o kadar çooook memnun kaldım ki… Kelimelerle anlatmam mümkün olabilir mi? İki bebek iken tek bebek kadar bile yormadınız annenizi, sanki özellikle dikkat edermiş gibi beni incitmemeye. Hiç sorun çıkarmadınız, hiç üzmediniz… Bi çok tek bebeğin yaşatabildiği sorunları ben ikinizi birden taşırken bile yaşamadım çok şükür. Sizi bana veren Allah kolaylığını da verdi gani gani. Şimdi önümüzdeki en büyük ve son engel sizin doğumunuz. Umarım bu büyük finali de üçümüz başarıyla atlatır ve birbirimize kavuşuruz minik kuzularım. Her gece dua ediyorum size sağlıkla ve sorunsuz kavuşabilmek için. Çok ama çok az kaldı…

duble anne

DubleAnne’nin Hamilelik Güncesi: Minik Meleklerime Mektup-1

ikiz_bebekler_ve_bakimlari

Benim minik cimcimelerim,

Anneniz hayatının en en ennn mutlu günlerini yaşıyor. Sizin sayenizde… O kadar mutuyum ki bunu kelimelerle ifade etmem çok zor. Her sabah yüzümde kocaman bir gülümseme ile uyanıyorum. Elimi karnıma götürüyorum size “günaydın” diyorum. Sizinle uyandığım her sabah başka bir güzel ve daha aydınlık…

Minik tanelerim benim… O kadar küçük o kadar mini minnacıksınız ki… Tamamen bana muhtaçsınız. Sizin ekmeğiniz, suyunuz, tuzunuz benim; toprağınız yolunuz benim; eviniz barkınız benim; soluduğunuz hava, nefesiniz benim, damarınızdaki kan benim… Anneniz bunu biliyor ve kendine sizin için çok ama çok iyi bakıyor. Her zamankinden daha çok özen gösteriyorum kendime, her zamankinden daha dikkatliyim, bana zarar gelmesin ki çocuklarıma da gelmesin diye. Bana o kadar muhtaçsınız ki aklıma geldikçe burnum sızlıyor, kalbim titriyor… O kadar sorumluyum ki sizin yaşamınızdan…

Hayatta hiç tanımadığım, huyunu suyunu bilmediğim, tipini kaşını gözünü görmediğim sesini duymadığım; hiç ama hiç tanımadığım ama en çok sevdiğim en en ennn çok sevdiğim, kendimden bile çok sevdiğimsiniz. Bir insan evladı nasıl bu kadar yabancı olduğu bir varlığı bu kadar çok “yakın” hisseder? Nasıl hiç tanımadığı birini bu kadar çok sever? Nasıl birine bu kadar yakın olup da, yani taa içinde, karnında, kendi organlarının arasında taşıyıp da ona bu kadar uzak olur? Minik prenseslerim benim… Ben böyle her gün özlüyorum sizi. Aklıma geldiğinizde gözlerimin dolmasına, burnumun sızlamasına engel olamıyorum. Mutluluğumdan ağlıyorum. Şu an içimdesiniz, kalbimin ciğerimin yanında, bir parçasınız benden. Doğduğunuz andan itibaren bir daha hiç bu kadar yakın olamayacağız birbirimize… Ama zamanla tanıyacağız işte; kokularımız karışacak, sarılacağız, öpeceğiz, koklayacağız. Kalplerimiz daha yaklaşacak o zaman. Aramızda anne – kız bağı kurulacak. Ben size birer birer öğreteceğim yaşamı. Kendi nefesinizi çekeceksiniz ciğerlerinize benden ayrılır ayrılmaz. Kendi besininizi alacaksınız yine benim yardımımla. Kollarımda büyüteceğim sizi gün be gün karnımda büyüttüğüm gibi.

Sonra bebeklikten çocukluk yaşlarına geçeceksiniz. Kendiniz seçmek isteyeceksiniz giysilerinizi, oyuncaklarınızı. Sonra arkadaşlarınızı. Sonra daha da büyüyeceksiniz, daha ciddi kararlarda söz sahibi olmak isteyeceksiniz. Zaman zaman size karışacağım, kurallar koyacağım, ne olur kızmayın bana. Anneniz hep sizin iyiliğinizi isteyecek, bunu hiç unutmayın. Karnıma düştüğünüz günden beri sizin için kendimi korumamdan başlayarak, benden ayrıldığınız andan itibaren sizi dışardaki herşeyden korumak istemem ben yaşadıkça devam edecek. Benim sahip olup olabileceğim en değerli varlıklarım hep siz olacaksınız.  Boşuna değil. Sizi gözümden bile sakınacağım.

 

Sizi çok seven anneniz…

DubleAnne’ nin Hamilelik Güncesi: Eve Düşen Mutluluk :)))

leylek

Klişedir. Ama doğrudur. “yaşayan bilir ancak” veya “başına gelince anlarsın”… Bu cümleler kesinlikle hamilelikte yaşanan duygulara ithafendir; en anlamlı gittikleri yerdir. Zira gerçekten “yaşayan bilir”  :)

Hamile olduğumu öğrendiğim andan itibaren bendeki değişimler:

  • Sabah gözümü açar açmaz, henüz kalkmadan aklıma düşen ilk şey “ben hamileyim!” ve yüzüme yerleşen ilk şey kocaman bir gülümseme :)
  • Tüm gün sırıtan bir suratla dolanma, tabii iş yerinde bunu biraz daha makul hale getirme çabası-deli olduğumu da düşünmesinler değil mi? :)
  • Hayatın anlamının, yaşama sebebimin veya dünyanın merkezinin içimde, tam da karnımın orta yerinde olduğunu düşünme hissiyatı :)
  • Sokakta yürürken ya da her hangi bir mekanda hiiiç tanımadığım insanlara gidip “biliyor musunuz ben hamileyim!!! :)))” deme isteği :) işte bu deli olduğumu düşünmeleri için en geçerli sebep olabilirdi, en tehlikelisi. Neyse ki henüz böyle bir şey yapmadım :)
  • Normalde dert edebileceğin, laf söyleyebileceğin, tartışabileceğin her türlü durum, düşünce, söz vs karşısında resmen nirvanaya ermiş ya da hayatın anlamını çözmüş ulvi bir insan gibi tepkisiz kalma, hatta hatta sırıtma :) Bir “boşveeeerrrrr!” duygusu, bir “adamsendecilik”, bir “vurdumduymazlık”… o derece yani :)
  • Normal zamanda asla başaramadığım dengeli ve düzenli beslenme olayına çok yüksek bir motivasyonla başlama ve istikrarla devam etme :) diyetisyen arkadaşımdan bile “aferin!” i aldım doğrusu :)
  • Etrafta ne çok hamile varmış, ne çok bebek varmış farkındalığı :) herkes benim gibi :)))
  • Hayatımızı dolduran bir çok şeyin bize verdiği mutluluğun şu an bebek bekliyor olma mutluluğunun yanında çooook çok az olduğunun farkına varış. Hayatta en önemli mutluluk bu ise gerisi teferruat durumu :)
  • Daha bir arzuyla asılma hayata, daha bir inançlı, daha bir güçlü, daha bir “annelik iç güdüsü” ile yoğun bir yaşam enerjisi ve yüksek motivasyon. Yaptığın herşeyi daha iyi, daha güzel yapma isteği.

Uzar gider liste. Muhakkak ekleyecek daha çok şeyim var. Ama hepsini tek kelimede özetlersem “Mutluluk” Başka hiç bir şey değil :)

Allah bu mutluluğu isteyen herkese istediği zamanda nasip etsin. Amin.

duble anne

yenileniyor hayat

Sanki ilk defa oluyormuş gibi.

Sanki bu dünyada hiç kimse bu yaşananları yaşamamış da ilk kez bizde oluyormuş gibi.

Sanki ben, sen, o aynen böyle başlamamışız da ilk kez onunla başlıyor gibi.

Karanlıklar arasında beyaz bir bölge, o beyazlığın içerisinde siyah bir nokta. Başlangıç. Varlığının ispatı işte karşımızda duruyor. Bu siyah nokta bebeğiniz, diyor doktor. Siyah bir nokta. Öyle bir mucize ki sadece bir nokta önce bir gölgeye dönüşüyor sonra da o gölgenin içerisinde yanıp sönen bir ışık beliriyor. Kalp can buluyor ve can oluyor.

İki bebek var, diyor doktor. İki gölge, iki ışık.

Atıyor. Bildiğimiz o ritm ile.   

Sesini de duyuruyor, duyuruyorlar… Artık iki taneler. ‘Tane’ insan için kullanılmaz öyle ya. Onlar bizden bir parça.

Bizden bir can. Kalpleri atıyor.

Ve bir vücut yüce bir mucize ile o kalbin çevresinde oluşmaya başlıyor.

“O, insanı bir alak’tan (kan pıhtısı) yarattı” (Alak/2)

***