Suzan Defter

image

Suzan Defter, Ayfer Tunç

Ne gariptir ki “12 Eylül’ün gölgesinde boğulan bir aşk hikayesi”nin anlatıldığı Suzan Defter’i okurken ben, tam da 81.sayfasına gelmişken, 15 temmuz darbe girişimi oldu.

On gün oldu alamadım kitabı elime, bugün bitirmek için tekrar başladım. Sayfa 116, “Tam aşkı tatmıştık, ihtilal oldu. Sokaklarda artık ne inanca ne de aşka yer vardı”.

Mutluluk içinizden fışkırıyorsa, sebepli sebepsiz gülümsemeler ile doluysanız ve artık bu durumu kaldıramayacak seviyeye geldiyseniz Ayfer Tunç okuyun; kederi tam da bağrınızda yaşatıyor! Suzan Defter, birebir…

Ve aynı günü hem erkekten hem de kadından okuyun, yoksa yarım kalır kitap.

***

Reklamlar

Dünya Ağrısı – Ayfer Tunç

dünyaağrısı

Bir süredir rüyasında hep Cumhur’u görüyor. Dinozor kılığına girmiş, korkutucu, akıl almaz ölçüde çirkin. Yani otuz küsur yıl önce nasıldıysa öyle.

Uzun yıllardır böyle etkileyici bir roman okuduğumu hatırlamıyorum. Mürşid’in dünya ağrısı tam anlamıyla okuyucu olarak benim ağrım oluyor. Geliyor tam da içime yerleşiyor. Onunla birlikte kaçmak isteyip de kaçamadığı taşra otelinin lobisine hapsoluyorum. Sonra Madenci geliyor yanıma ve geçmişine gizlediği ve ne olduğunu bir türlü bilemediğim ama bir şekilde Mürşid ile birlikte yaşadıklarımızın benzeri olduğunu düşündüğüm acılarının esiri oluyorum.

Öyle karakterler yaratılmış, atmosfer öyle güzel oluşturulmuş, olaylar öyle güzel kurgulanmış…

Verdiği röportajda Ayfer Tunç, dünya ağrısının aslında weltschmerz olduğunu söylüyor. Kitabında da bir noktada buna değiniyor. Şahsen ben, weltschmerz’i daha önce hiç duymamıştım. Felsefeye biraz daha ilgi göstermem gerek sanırım. Yine de bizdeki karşılığı diyor, daha çok melâl. Bir anlamda sebepsiz keder.

İlk otuz sayfa bittiğinde tam anlamıyla romanın içerisindeydim. Ve o otuz sayfayı tekrar okumak istedim. Böylesi daha önce olmamıştı.

Ama dikkat; Dünya Ağrısı bitti içimde bir ağrı bitti.

***